Uzun zaman oldu değil mi?Amma da tembellik yaptım, yazmadım, gıdım gıdım bir şeyler, minicik satırlar, kısa yorumlar..Neredeydi o ful? TATİLDEYDİ. Ful uzun zaman boyunca tüm karmaşadan sıyrıldı, kendini yepyeni diyarların içine kattı..Gitti,gezdi,gördü,tanıdı,sevdi...
Mis kokan zeytin ağaçlarının gölgesinde oturdu, nar ağaçlarında açan nar çiçeklerinin fotoğraflarını çekti,sahil kıyısında dolaşan kedileri sevdi, balıkçı teknelerinin isimlerini ezberledi, taş kahvede oturup uzun uzun ufku seyretti.
Ardında olup bitenleri umursamadı, içinde olanları sorgulamadı, ne geçmiş ne de gelecek dedi, olması gereken "o" andı...İç geçirdi, dua etti, seyretti. Sağlık problemleri biraz olsun hafifledi, tam anlamıyla geçtiği gün gelecek diye keyiflendi, lunaparka gitti çocuklar gibi eğlendi, yeni yeni gelişen yükseklik korkusunun farkına vardı gözlerini sımsıkı kapayıp inadına devam etti!
Sahilde deniz kabukları topladı,ne kadar soğuk da olsa bu sene deniz umursamadı,kıyıdan bakmadı içine daldı...denizin içine kendini bıraktı, hiç bir şeyi duymadı o an,ya da görmedi..Güneşin kollarında dans etti, teni renk değiştirdi, pek de yakıştı hani, daha da güzelleşti. Mavi ojelerini sürdü, rangarenk elbiselerini giydi,güneş kırmızı saçlarına vurdukça keyiflendi...
Zeytinyağlı kekiğe ekmek banıp kahvaltı etti, ametist taşının yaydığı huzura erişti, karşı kıyıdan gelen türkü sesleriyle neşelendi,şeftaliyi dalından yedi, domatesin kokusuna hayran kaldı, bol bol ıhlamurt,adaçayı,kekik ve nane aldı. Geceleri tezgahlarda sergilenenlere bayıldı, el işlerine hayran kaldı, bol bol kitap ve kolyeyle doldurdu çantasını...
Taş evlerin olduğu dar sokaklarda gezdi, yeni yerler keşfetti, sakızlı dondurma yedi, begonvillerin önünde fotoğraflar çektirdi, şeytan tepesine gidip orada yapılan evleri,siteleri gördü üzüldü,içi acıdı, güzelim ağaçları yerinde göremeyince canı yandı.
Merkez'e, Sarımsaklı'ya,Cunda'ya, Badavut koyuna gitti, ormanla denizin birleştiği uçsuz bucaksız sahili izledi saatlerce.
Her sene olduğundan daha da fazla tüketti enerjisini gezmek için, gezdikçe mutlu oldu, yorgunluk geceleri huzurlu bir uykuya dönüştü,sabah yine aynı enerjiyle güne merhaba dedi.
Yürüdü,yürüdü,yürüdü...
Sonunda o kadar gezdi ki yoruldu:)
Sakin bir kıyıya gitti, oturdu,ayaklarını uzattı, gözlerini kapattı, sadece dinledi...
"Başka bir yaza görüşmek üzere Ayvalık ve Cunda "dedi ve valizini toplayıp mecburen bu keşmekeşe geldi!
Şu an burada olsam da ruhum oralarda bir yerlerde...
Burnuma zeytin kokuları geliyor, güneş hala yakıyor beni, çiçekler parlak, gökyüzü bulutsuz...
Hoşgeldim, hoşbuldum, herkese mutlu keyifli bir akşamüstü diliyorum!
Bir kayboldum pir kayboldum, günlerdir tek satır yazamadım farkındayım... Üstün üstüyle maaş ve gelecek meselesini konuştum, yıllık iznim belli oldu,sonra haftasonu işlerim vardı, bir de mezunlar günü yemeği derken bir de baktım koşturmacadan yorgun düşmüşüm.
Tatil için bir şeyler ayarlama derdindeyim, ailemle çıkacağım da, maaş ve tatil fiyatları arasındaki uçurumdan sonra yine Türkan teyzemin tertemiz, klimalı, televizyonlu dairesine talip olacağız gibi geldi. Türkan teyze işletmecidir akrabam değil:) Yalnız çok temiz ve güvenlidir oteli. Senelerdir gideriz artık hangi oda nasıldır, manzarası,mutfağı, balkonu biliriz.
Bugün yine konuştuk geçen seneki fiyattan ayarlarız dedi, akşam bizimkilerle bi konuşup hesap yapalım yarın netleşir herhalde..Şu an beni tek mutlu eden şey tatil.İznimi bol tutmuşlar sağolsunlar, özür mahiyetinde belki de..Çünkü hala ufukta zam yok, sadaka gibi bir tutarı belki ekler belki eklemeyiz, Ağustos sonu yeniden konuşalım,ilk size zam yapacağız farkındayız sizi çok zorluyoruz ama top sizde daha iyi imkanlar bulursanız siz bilirsiniz de dediler.
Üstüne üstlük kurumdan çıkarılan epey arkadaş var ve kendi rızasıyla istifa eden bunalmış, böyle yer görmedim diye kaçanlar da var.
Benimse tek düşündüğüm tatil... O kadar bunaldım ki, artık bu iş olaylarının gerçekten de kısmet ve şans işi olduğunu biliyorum. Bir yakın arkadaşım işte çalışırken başka bir yerden teklif aldı, 2 maaşta bir ikramiye, yakacak yardımı alıyor.
Üstelik servisi de var, öğle yemekleri de resmen lokanta gibi.Bu arkadaşımın durumu da iyiydi, maddi açıdan çok iyidir ama para parayı çeker işte, bu da doğrudur.Ben de eski kurumumda ikramiyeli çalışırdım, ilaç gibi gelirdi ama yolu çok uzaktı ve servis yoktu.
Perişanlığa, trafiğe 2 sene dayanabildim ayrıldım. Neticede iyi maaşlı bir işim olacak mı bilemiyorum artık umudum kalmadı.
Bunları boşverelim de önemli olan yazın gelmesi ve tatil! Tatili düşündükçe mutlu oluyorum, sonra eylülün ortasında sevgilim gelecek... Elbet her şey düzelir, yeter ki sağlık olsun. Bu arada müzik blogu için çalışmalarım sürüyor:)
(Bu arada kayıtlarımı yayınlıyorum ancak saatler sonra kumanda panelinde izlenilenler arasında görüntüleniyor...Bazen de hiç..Bu durum canımı sıkmaya başladı!)
Neredeyse tüm şarkılarını ezbere bildiğim Korn grubunun Türkiye'ye geldiğini duyunca çıldırmıştım! Ne yapmalı ne etmeli bu festivale gitmeliydim, ilk festival anım 2005'te Rock'n Coke ile hayatımın tozlu sayfalarına işlendi:)Korn'un canlı performansı belki de bugüne kadar izlediğim en iyi canlı performanstı, her şarkısını baştan sona çılgına dönerek kendimizden geçerek haykırmıştık, konser sonuna doğru bastıran yağmurla birlikte adeta çamura batmıştık ama küfürler savurmayı da ihmal etmemiştik sonradan anlayacaktık ki festival ortamında ses çıkarılmaz, tuvaletler pistir, sıra vardır, güneş yakar, yağmur iliğine işler, oturacak yer yoktur ama "müzik" ve "eğlence" vardır.Sonraki senelerde festival cini oldum çıktım.Tam teçhizatlı kameraman edasıyla hazırlıklı olarak gittim festivallere, çok eğlendim, müziğe,dansa doydum.Chris Cornell gibi bir ismi sahne önünden izledim mesela, Franz Ferdinand'la eğlence tavan yaptı, kurtlarımızı savurduk attık:)Pentagram'ı hayran hayran izledik, Travisle yıldızların altında dans ettik...Geçen sene isteksiz olarak biraz ara verdik,maddi kriz nedeniyle festivallerin düzenlenemeyeceği söylendi, tüm yaz başka konserlerle idare ettik, festival ortamını özledik seneye dedik.
Bu sene RockCoke geliyor, hem de bomba gibi ancak düzenlenme tarihleri sanırım Ramazan ayı nedeniyle oldukça öne çekilmiş.17-18-19 Temmuzda İstanbul Park'ta. Yalnız öyle bir tarihtir ki bu %90 muhtemellikle tatilde olacağım o tarihlerde, bir de o tarihlerdeki aşırı sıcakları göz önünde bulundurmak lazım, Eylül ya da ağustos sonunda bile cayır cayır yanıyorduk değil ki Temmuz'un ortası! Linkin Park gibi bir devi kaçırmak istemem ancak tüm senenin yorgunluğunu atmak için de erkenden izin tarihlerimizi belirlememiz gerekiyor.Bakalım nasıl olacak bilemiyorum ama festivali kaçırmak da istemiyorum, hoş sevgilim olmadan tadı tuzu da olmaz zaten kiminle gideceğim ki:((Bir de Carlos Santana'nın geleceğini duydum, bayıldım, kesin giderim dedim hatta babama da süpriz yapıp onu da götürmek istedim.Kendisi Sanatana hayranıdır da! Bir de baktım bilet fiyatlarına off off kişi başı 102 TL...Şimdi 2 kişi ne eder 204,bir de buna ulaşımı ekle, yemeği ekle, içecekleri ekle, ekle de ekle...Santana bana gelmiyor tabii zenginlere geliyor:((O da bu bilet fiyatıyla mümkün görünmüyor, belki bu yazımı okuyan ve organizasyonda olup da bana indirimli bilet verebilecek birileri çıkar da Santana'yı canlı canlı izmenin tadını çıkarırım, olur mu, olmaz mı:)Müziği dinlemek herkesin hakkı, eğlenmek de, hele ki böyle stressli ortamlarda çalışan bizim gibi köleler için...Müzikle kalın.
EMEĞE SAYGI
Internet-Gazete-Dergi ve her türlü basılı yayın için geçerlidir : Yazılarımdan ismim ve adresim link gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir. İzinsiz emek hırsızlığı durumunda hakkımı "hukuki çerçevede" sonuna kadar arayacağıma emin olabilirsiniz.Emeğe saygı gösterdiğiniz için teşekkürler!