Anneannem...Doğduğu şehirde, lisede Fen Bölümünde okuyan tek kızmış.
Matematik zekası çok yüksektir, çok zekidir, hafızası da pek iyidir...
Haftalardır hastanede olan o güçsüz kadın, hala tüm yorgunluğuna rağmen eski şiirleri teklemeden söyleyebiliyor..ama benim içim nasıl parça parça işte orası bilinmiyor.
Dün iyi bir haber almadık.
Maalesef diğer akrabamdan sonra anneannemin de göğüs kanseri olduğunu öğrendik.
Diğer akrabamı açıklamamanın bir sebebi yoktu, o halde onun da "amcam" olduğunu söyleyebilirim.
Netice ailede aynı anda 2 kanser var.
Biri artık sonlarına doğru ilerliyor, diğeri ise 80 küsur yaşındaki bir kadının ameliyata nasıl dayanacağı ve sonrasındaki tedavilere nasıl katlanacağı sorularıyla karmakarışık bir hal alıyor.
Değerler şu anki haliyle çok riskli ve anesteziye girmesi mümkün gibi değil.
Ama doktorlar güçlendirip, takviye yapıp öyle ameliyat edebileceklerini söylüyorlar.
Dün müdürümle konuşamadım,
Haberi alır almaz izin aldım, annemin yanına gittim, oradan da hastaneye.
Anneannem göğsünde bir şeyin olduğunu ve ameliyat olması gerektiğini biliyor ama kanser olduğunu bilmiyor. Hatta "ne kanserli insanlar kurtuluyor, ben mi kurtulamayacağım" dediğinde gözlerimden akamayan yaşların içime aktığını hissettim.
Bir sakinlik geldi bana.
Normalde moralim bozukken kabına sığmayan, sokaklara koşan ful yerine sakin bir kadın geldi.
Hayata bakışımı son yıllarda epey değiştirmiştim ama dün çok daha farklı bir şekilde değişti.
Artık "sadece" iyilik yapmak, paylaşmak ve tadını çıkarmak için yaşayacağım.
Yardım edeceğim ve işleri kolaylaştıracağım.
Dert etmek ise geçmişte kaldı.
Hayat öylesine acımasız ve hızlı ki..
Bu ara hep bu hastalığa dair haberler duyuyorum etrafımdan, öyle çok yaygınlaştı ki, sanki grip gibi kanser oluyor insanlar.
Hastanalerde minik çocuklar görüyorum, göğsü alınmış kadınlar, bekleyen hasta yakınları...Yürüteçle yürümeye, yakınlarının kolunda adım atmaya çalışan gencecik insanlar..
Hastaneler adam almıyor..o kadar dolu, belki milyonlarca evde acı var.
Ama perdeler ve kapılar kapanınca görünmez oluyorlar sanki.
Oysa hayat en keskin ve tek gerçeğini sunuyor bize.
Bizler ölümlüyüz.
30 yaşıma 1 yaklaşık 1 ay kala, ölümün nefesini sevdiklerinin üzerinde hisseden ben, yeni yaşıma çok daha farklı olarak gireceğim.
Hayat bize çok ağır tokatlar atıyor, aslında fark etmemizi sağlıyor, gerçeği..ölümlülüğü.
Belki de bunu fark edenler bu sınavdan başarıyla çıkacaklar.
Zor dönemler kapıda...
Evet bu ara bizim için her şey zor..ama dayanmak zorundayız.ben, eşim ve ailem için, annem benim ve babam için, babam da annem ve benim için..
Hepimiz dayanmak zorundayız...
Zira hayatın parolası "güçlü durmak"...
