Fotoğrafım
Türkiye
Bir zamanlar ful yaprakları adında bir çiçek kız vardı.Saçları tuhaftı.Bir tutamı domates kırmızısı,perçemleri havuç rengi,kalanlarsa ahududu şerbeti gibi kızıldı.Pembe gözlükleriyle dünyayı ve insanları koşulsuz sevmeye kararlıydı ama gerçekleri görmesi zaman almadı.Canını yakanlardan kurtulmayı denedi, doğrulup toparlandı,gözyaşlarını sildi ve aynaya baktı. Gülümseyerek kendine bir söz verdi.Çiçek kızın hayattaki serüveni her daim taptaze ve rengarenk olacaktı... İletişim : fulyapraklari@hotmail.com

değer verenler

çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mayıs 2011 Çarşamba

"Çocuk, kitap, kütüphane ve çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak Vol.2"

*Çocuklar ve kitaplarla ilgili ilk yazımı okuduktan sonra bu yazımı okumanızı tavsiye ederim.

Çoğu anne baba çocuklarının kitap okumamasından yakınır.
Bu o kadar da büyük ve çözülemeyecek bir problem değildir merak etmeyin sakın, üstesinden gelinebilir, tecrübeyle sabittir.
Öncelikle çocuk yaş olarak ne kadar küçükse o kadar şanslıyız, ağacın yaşken eğildiğini unutmamalıyız.


Günümüzde Internet kullanım sıklığı, cazip bilgisayarlar, oyunlar, msn, facebook,cep telefonları, tek bir tık ile dünyaları ayağınıza getiren süratli ve yaygın bir teknolojiye karşı ayakta dimdik durmaya çalışan kitaplar var...

Anne baba olarak kitap okuma alışkanlığınız ne durumda bilemiyorum ama bazen çocuklara kitap okutmak konusunda tavsiyeler verirken aslında anne babaların da kendi çocukluklarından bu konuda hiç destek görmediğini ve okuma alışkanlıklarının bazen günlük gazeteden bazen de haftada bir bir kaç dergi karıştırmaktan ibaret olduğunu görüyorum üzülerek.

Hal böyle olunca anne babayı model olarak alan çocuk, evde kitap okunmadığını görüyor ve bu güzel alışkanlığı edinmekten mahrum kalıyor.
Öncelikle iş aileye düşüyor,siz zamanı nasıl programlarsanız ve nasıl verimli kullanırsanız çocuklarınız da o kadar mutlu olurlar.

Daha önceki yazımda kısaca değinmiştim, evinizde kitap okuma saatleri oluşturabilirsiniz. Televizyona, yemeğe, akşamları meyva eşliğinde sohbete vakit bulan anne babalar, günde en az yarım saati de kitap-gazete-dergi okumaya ayırmalı.

Çocuklarınızı tanıyın
Çocuk işte, Ben10, mickey mouse,kırmızı başlıklı kız ve bilinen diğer kahramanları sever deyip de kitap seçimini hemen kendiniz yapmayın. Gerçekten nelerden hoşlanıyorlar? Bunu öğrenmeye çalışın.
Çizgi film kahramanı Sünger Bob’u çok mu seviyor? Sünger Bob’un da kitapları var biliyor musunuz?Bunun için kitabevlerinde ve kütüphanelerde birlikte zaman geçirmelisiniz.

Çocuğunuzun yaş aralığı nedir peki?

Aldığınız kitap ona ve seviyesine uygun mu?
Küçük bir çocuğa bol yazılı kalın bir kitap verirseniz sıkılıp atar bir köşeye, siz ona okusanız bile kısa sürede dikkati dağılır,kitabı istemez, her kitap okuma zamanı ona işkence gibi gelir. Çünkü çocuk canlı renkleri,resimleri görmek ister, ilk başlarda hikayeden çok resimleri ilgilendirir onu.

Çocuğunuz eğer 2 yaşındaysa ona sayfaları hacim olarak daha kalın, puntoları büyük, resimlerden oluşan, renkli, boyut olarak büyük kitaplar almanızı tavsiye ederim.Kitaplarla ilk tanışma çok öenmlidir.Mümkün olduğunca ilgisini çeken bir şeyler olmalı.
Yaşı biraz daha büyüdüğünde ise yine puntosu büyük, sayfaları geniş,bol resimli,sizin ona okurken ekstra bir şeyler katabileceğiniz, hikayeyi birlikte resimlere bakarak tekrar tekrar anlatabileceğiniz iyi resimlenmiş kitapları öneririm.

4-5 yaşında ise daha çok eğitici, sayıları, harfleri, az-çok kavramlarını, etrafında gördüğü nesneleri, hayvanları tanıtıcı,kısa kısa çocuğu sıkmadan bilgi veren kitapları öneririm, bununla birlikte yine sizin ona okuyacağınız büyük puntolu, iyi çizilmiş bol resme sahip, ilgisini çekecek, renkli hikaye ve masal kitapları size yardımcı olacaktır.

Okumayı öğrenme süreci ve okumaya başlamasıyla birlikte seçenekleriniz daha da çoğalıyor. Kitabevleri ve kütüphaneler seçim konusunda sizlere epey yardımcı olacaktır. Yalnız dikkat etmemiz gereken en önemli nokta çocuğunuzu tanımak.

Çocukların hoşlandıkları kitaplar
Kimi çocuk çizgi roman okumaktan hoşlanır, kimi küçük hafiyelerin maceralarından, kimileri balerinlerden, kimileri doğayla ilgili kitaplardan hoşlanır.
Kitap okumaktan hoşlanmayan bir çocukla sohbet ettiğimde ona yaklaşırken ilgi alanlarını öğrenmeye çalışırım mesela.

“Evet..söyle bakalım,nelerden hoşlanırsın?”

Erkekler genellikle macera, futbol, bilim-kurgu(kuşkusuz çok hafif düzeyde) ve korku seviyorlar, kızlar ise prensesler, periler ve balerinlere hayranlar.
Yaşları büyüdükçe meraklarını giderecek, bilimi eğlenceli şekilde onara sunan kitaplara bayılıyorlar. Özellikle pencereli, çıkartmalı, etkinlikli olanları tercih ediyorlar.
Günümüzde bu tip kitapların alternatifleri çok, hatta seri halindeler.
Birinci kitaptan okumaya başlıyorlar, bakıyorlar ki çok heyecanlı, merak etmeye başlıyorlar ve kitap bitiyor...Sonra ne alacağım demek yerine o serinin 2.kitabıyla devam ediyorsunuz, sonra 3.kitap derken bakıyorsunuz ki 10 kitaplık seri bitmiş.

Çocuk Internete girdiğinde serinin 11.kitabı çıkacak mı diye bakıyor bu sefer..
Ona benzer diğer kitaplara bakıyor, derken kütüphanesi genişliyor, yanyana dizilmiş pek çok rengarenk kitap! Hoşuna gidiyor, okumayı alışkanlık haline getiriyor ve koleksiyon yapmaya başlıyor, gururla arkadaşlarına diyor ki “benim 50 tane kitabım var!”
Anne baba olarak onları destekleyin lütfen, okumak için kitap almak için ısrar eden çocukları asla geri çevirmeyin. Biraz zaman geçince arada eski kitaplara dönsünler, yeniden okumalarında da bir sakınca yok.

Yaşları ilerledikçe de resimleri daha az, yazıları daha sık olanları seçin lütfen.

Kitap seçerken...
Kitapların içeriği konusunda dikkatli olmanız ve dilini, resimlerini kontrol etmeniz çok önemli. Hikayenin sonunda bir ders verip vermediğine de bakın lütfen, her kitabın sonu dersle bitecek diye bir şey yok elbette ama sonunda bir şey öğrenmesi çok daha faydalı olur.

Mesela arkadaşlarını üzen ve yaptığı yaramazlıklarla onların canını acıtan bir kurbağanın sonra yalnız kalmasını, ardından hatasını anlamasını ve bir daha arkadaşlarını üzmeyeceğine söz verip onlara karşı yaptığı hataları telafi edip özür dilemesini anlatan bir masal gibi :)

Artık o kadar çok yayınevi ve o kadar çok dağıtımcı firma var ki, resimleri özensiz, çevirisi kötü, dili çocuklara uygun olmayan yüzlerce kitap dolu piyasa.
Bu nedenle daha çok güvendiğiniz, daha önce kitaplarını alıp okuttuğunuz, editörü,
çevirmenleri ve illüstratörleri iyi olan,iyi yayınevlerini seçmenizi öneririm.

Bir kitap çıkana kadar onlarca merhale atlatıyor.
Her adımda işini iyi yapan insanlar olduğunda siz de o kitabı güvenle okutabiliyorsunuz çocuklarınıza.

Bildiğiniz gibi kitap okumak çocukların bilgi dağarcığının gelişmesinde de çok faydalıdır, eğer çocuklarınızın şimdikiler gibi “i” ve “ğ” gibi harfleri kullanmadan yazı yazan, kendini ifade et dediğimizde yalnızca 3 satır yazı yazabilen, konuşurken 30-40 kelimeden yukarı çıkamayan bir neslin peşinden gitmesini istemiyorsanız onlara karne hediyesi olarak aldığınız dizüstü bilgisayara ek olarak odasına bir de kocaman bir kitaplık alın lütfen.
İçini doldurması için de ona özgürlük tanıyın.Nasıl istiyorsa öyle doldursun.İster çizgi roman, ister hikaye, ister müzik dergisi, ister spor ansiklopedisi..seçimler ona kalsın..

Okuyan, sorgulayan, bilgili, ne istediğini bilen, araştırmacı bir nesil yetiştirmek istiyorsanız lütfen çocuklarınızın kitap okuma alışkanlığı kazanmasına yardımcı olun.

Bol kitaplı günler...

P.S. Konu hakkında daha fazla bilgi için mail yoluyla benimle iletişime geçebilirsiniz.


29 Mart 2011 Salı

"Çocuk, kitap, kütüphane ve çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak Vol. 1"




Kitap okumak, bilgilenmek, araştırmak, sorgulamak, yepyeni dünyalara açılmak, kelime dağarcığınızı geliştirmek, farklı hayatlar keşfetmek, okuduğunuz her kitapla biraz daha değişmek, iyileşmek, bilginin o keskin hazzını tatmak...

Kitap okumanın önemini ve değerini burada anlatmaya kalksam kelimeler yetmez bunun bilincindeyim. Türkiye'de okuma alışkanlığının ne denli az olduğunun da farkındayım.

Dev binalara yapılan yatırımların binde birinin kütüphanelere,kitaplara yapılmadığının da..

Bu yüzden cahillikle mücadele etmek her geçen gün zorlaşıyor ve her geçen gün bilgisizlikten, cehaletten, kendini ifade edememekten, bir yerlere yönelememekten dolayı gazeteler, televizyonlar vahşetlerle, suçlarla dolup taşıyor.

İnsanlarımız okumuyor, araştırmıyor, sorgulamıyor.

Televizyonun karşısında beyinlerini yıkıyorlar, günlere gidiyorlar, evlendirme programlarındaki amcalar ve teyzelere saatlerce boş boş bakıyorlar. Dünyada olup biten hiç bir şeyden haberleri yok, popüler dizilerdeki karakterlerin yüzükleri parmaklarında, onların saç renklerini yaptırıyorlar, kuaförde okudukları magazin dergileri ve doktor sırası beklerken sehpa üzerinde duran günü geçmiş, bol reklamlı dergilerin resimlerine bakmaktan ibaret bilgiye olan ilgileri.

İşte bu yüzdendir ki toplumumuz giderek yozlaşıyor, cahilleşiyor.

Çünkü çekirdekten iyi çocuk yetiştirmiyoruz, yetiştiremiyoruz.Okuyan,meraklı çocuklara dönüştüremiyoruz onları...

Araştırma yapmayı bilmiyorlar, bilgi onları meraklandırmıyor çünkü önlerinde her bilgiyi alabileceklerini zannettikleri sanal dünyaları var.

Okumanın önemini vurgulamak isterken siz yazıyı okuyan arkadaşlarıma da sormak isterim,

Her yıl Mart ayı'nın son haftasının "Kütüphane Haftası" olarak kutlandığını biliyor muydunuz?

İşte bu haftada çocuklarınızla olan iletişimizde kitaplara sıklıkla yer vermek adına bir başlangıç yapabileceğinizi düşündüm.

Çocuklarıyla birlikte okuyan, onlarla ilgilenen, sıklıkla kitabevlerini ziyaret eden bilinçli anne babalar için zaten söyleyecek sözüm yok, çocuklarıyla kitap okumayanlar içinse bundan sonra güzel bir adım atarak zararın kıyısından köşesinden dönebilmekte gizli her şey.


Okuma alışkanlığı çocuk yaşta edinilir malumunuz ve bunun için anne babalar çok fazla iş düşüyor.

Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmakla ilgili ilerleyen günlerde bir yazı hazırlamayı ve sizlerle de paylaşmayı düşünüyorum. Ancak o yazıdan önce minik ipuçları verebilirim sizlere.

Çocuklarınıza bolca kitap okumanın ve kitap seçiminde onu bir parça yalnız bırakıp kendi kendine karar vermesini sağlamanızın yanı sıra, sizde o gözlemci miniklere model olarak evde düzenli kitap okuyun lütfen.

Televizyon karşısında saatler geçirip, yatma saati geldiğinde yatağına giden üşengeç anne babalar olmayın, çocuklarınıza o berbat dizileri izletip beyinlerini çürüteceğinize, sürükleyici bir kitap seçin ve okumaya başlayın sakin bir müzik eşliğinde, onu zorlamayın sakın, bekleyin ve görün o da kitabını alıp en rahat koltuğa kurulacaktır.

Televizyonda hayatınızda olacaktır elbet ama çocuklarınızın beynini esir almasına, popüler kültürlerin onu sıradanlaştırmasına izin vermeyin.

Bırakın okusun, sporla uğraşsın, oyun oynasın,sosyalleşsin. Öyle çocuklar biliyorum ve tanıyorum ki daha 7 yaşında bu aralar televizyonda sıklıkla gösterilen ve ona uygun olmayan bir dizinin bağımlısı olmuş...Oradaki kelimeleri konuşmalarının içinde sanki hayatının bir parçasıymışcasına taklit ediyor.Çok komik deyip gülüyor anne babalar..oysa komik değil, çok acı.

Unutmayın onların modeli sizlersiniz, anne babalar ve kardeşleri. Çocuk evde kiminle yaşıyorsa ve ne görürse onu uyguluyor,alışkanlıkları o yönde gelişiyor.

Kitap seçerken çocuğunuzun yaşına uygun, renkli, küçük yaş grupları için bol resimli ve az yazılı kitapları seçmeye özen gösterin. İlkokul çağındakiler içinse mümkün olduğu kadar serisi olan renkli kitapları seçmek onların meraklarını tetikleyerek serideki diğer kitapları da satın almaya, okumaya, biriktirmeye ve giderek okumayı ve kitap satın almayı bir alışkanlık olarak benimsemesine neden olacaktır.


Kitabevlerinin yanısıra bir de kütühaneye de gidin birlikte, (her ne kadar ülkemde kütüphanelerin sayısı az olsa da..her türlü lüksümüz, konforumuz varken mahallelerimizde fırınlardan, markalı kahvecilerden 2'şer 3'er tane varken 1 tane bile kütüphanemiz yoksa...da siz yılmayın sakın.) sakin bir ortamda oturun, okuyun, rahatlayın.


Bu konuyla değil ama kütüphanelerle ilgili çok güzel bir yazı paylaşmak istiyorum sizlerle,bu yazı http://www.birdolapkitap.com/ adresinden alıntı.

Yazının sahibi, aynı zamanda sitenin yaratıcılarından biri olan Banu Hanım.

Kendisinin ellerine sağlık...

Keyifle okuyun lütfen ve okurken de düşünün, neden mahallemizde kütüphanemiz yok? diye.,

Belki de talep etmeliyiz bir yerleden, istemeliyiz, gerçekleştirmeliyiz.


Adım atmalı, en büyüğünden.

---
Şimdi biraz hayal kuralım. Diyelim ki bugün işiniz yok; evde de durmak istemiyorsunuz.

Dışarı çıktığınızda güzel vakit geçireceğiniz bir yere gitmek istiyorsunuz. Nereye? Klimalarla havalandırılan, içine güneş ışığı ve havanın girmesi yasak olan, boş boş gezinen insanlarla tıka basa dolu o iğrenç alışveriş merkezine tıkılmak mı?

Haydi canım!

Şu son yıllarda pek moda olan kahveci dükkanı zincirlerinden birinde, kahve almak için kuyruk beklemek mi? Yok artık! “40 Gün 40 Gece Alışveriş” sloganıyla insanları saçma sapan bir tüketime boğan insanlara inat, kütüphaneye gitmeye ne dersiniz?

Hayal kurmaya devam… Size en yakın kütüphaneye gittiniz. Kapıdan içeri girer girmez bir kitap kokusu sardı sarmaladı sizi.

Şu yan taraftan kahve kokusu da gelmiyor mu?

Bakın, kahveciye gitmeye gerek yokmuş.

Norfolk & Norwich Children's Library / İngiltere Kütüphanede ihtiyacınız olan her şey mevcut. En son çıkan kitaplar, en sevdiğiniz bilim dergisinin tüm sayıları, dünyanın kaynağını sunan internet, birbirinden ilginç filmleriyle şahane bir DVD koleksiyonu, bir de müzik arşivi… Arkadaki ek binanın önüne park etmiş onlarca puset…

Bu kütüphanede bebekler için de bir bölüm var. Merak edip çocuk bölümünün kapısından kafanızı uzatıyorsunuz. Belki sizin ufaklığı da getirirsiniz buraya. O da ne?

Küçük küçük masalar, sandalyeler, yerlerde minderler, minderlerde kitap okuyan bıdıklar… Kitap rafları onların boyuna göre tasarlanmış.

İstedikleri kitaba ulaşabiliyorlar. Bir tarafta oyuncaklar da var. Evet, evet, bir dahaki sefere mutlaka sizin cüceyi de getireceksiniz buraya…

Geri dönüp raflar arasında gezinmeye başlıyorsunuz. Bugün işiniz yok ya… Acaba ne okusanız? Şu hep merak ettiğiniz mimarın yaşamını mı, en sevdiğiniz yazarın son kitabını mı?

Eve giderken üye kaydı yapıp birkaç tane de evde okumak için kitap alsanız ya…

Kitapçılara para mı dayanıyor? Belki bu kütüphane üyeliği sayesinde almak, okumak isteyip de alamadığınız kitapları okuma şansınız olur. "Kütüphanedeki Aslan" Ne güzel hayal, değil mi?

Bir şey itiraf edeyim mi? Ben en son yüksek lisans tezim için taksim Atatürk Kitaplığı’na gitmiştim.

Sonradan tadilat için kapandı, uzun süre kapalı kaldı orası.

Duyduğuma göre çok bir şey değişmemiş. Aradığınız kaynak için saatlerce beklemeniz gerekir, interneti yoktur, o şahane mimarisine rağmen soğuktur, ruhsuzdur. Oysa ben içindeki kitaplar kadar renkli, içindeki, kitaplar kadar dünyayı bana taşıyan, cıvıl cıvıl bir kütüphane istiyorum. Etkinlik mekanları olan bir kütüphane istiyorum.

Kemiklerimi cezalandıran sandalyeler değil, içine gömüleceğim koltuklar istiyorum.

Kitap okuduğumu bana unutturan, beni o kitabın içinde yolculuğa çıkaran bir kütüphane istiyorum. Ben saat 5’te kapanan değil, gece yarısına kadar açık kütüphane istiyorum.

Her insanın kendi yaşadığı ilçede böyle bir kütüphane olsun istiyorum.

Ben çocuklarımızı götürüp binlerce kitabın arasına sokabileceğimiz, onların oyunlar oynayabileceği bir kütüphane istiyorum.

Ben “Kütüphanedeki Aslan”ın gittiği kütüphaneyi istiyorum. Umarım, bir gün olur…

Sizin kütüphane deneyimleriniz nasıl?

Türkiye’deki kütüphanelerle ilgili anılarınız varsa paylaşır mısınız lütfen?

Yurt dışında kütüphaneleri ziyaret etmiş okurlarımız da görüşlerini paylaşırsa çok seviniriz.

En çok da nasıl bir kütüphane istediğinizi merak ediyoruz.

Kütüphaneler Haftanız kutlu olsun!

(bu konudaki 2.yazıma buradan ulaşabilirsiniz.)

EMEĞE SAYGI

Internet-Gazete-Dergi ve her türlü basılı yayın için geçerlidir : Yazılarımdan ismim ve adresim link gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir. İzinsiz emek hırsızlığı durumunda hakkımı "hukuki çerçevede" sonuna kadar arayacağıma emin olabilirsiniz.Emeğe saygı gösterdiğiniz için teşekkürler!