Fotoğrafım
Turkey
Bir zamanlar ful yaprakları adında bir çiçek kız vardı.Saçları tuhaftı.Bir tutamı domates kırmızısı,perçemleri havuç rengi,kalanlarsa ahududu şerbeti gibi kızıldı.Pembe gözlükleriyle dünyayı ve insanları koşulsuz sevmeye kararlıydı ama gerçekleri görmesi zaman almadı.Canını yakanlardan kurtulmayı denedi, doğrulup toparlandı,gözyaşlarını sildi ve aynaya baktı. Gülümseyerek kendine bir söz verdi.Çiçek kızın hayattaki serüveni her daim taptaze ve rengarenk olacaktı... İletişim : fulyapraklari@hotmail.com

değer verenler

29 Mart 2010 Pazartesi

"Aşk kontrol edilebilir mi?"

Aşk ilişkilerinde karşılıklı bir alışma evresi vardır, her iki taraf birbirini tanır, tartar, öğrenir.
Bazılarında çabucak olur tanıma evresi-geçmişte yaşadıklarım gibi-kişi kaptırır kendini, söylenecek her şeyi en başından söyler, tüm güzel sözleri tüketir, takılmış plak gibi eskilerine döner durur, içini açar, kendini hemen tanıtır, o aşk sarhoşluğuyla kendini unutur, böyle olunca iki taraf da heyecanı yitirir, güzelim ilişkiyi çabucak tüketir.
Bazılarında ise daha geç olur bu durum-ki bu da benim hep istediğim ama başaramadığım ilişki biçimidir- kişi adım adım çıkar merdivenleri, yavaş yavaş tanıtır kendini, her görüşünde bir başka yönünü fark eder karşısındakinin, zaman geçtikçe daha da tanımaya başlayarak davranışlarını önceden sezmeye başlar, sözler minik minik çıkar ağızdan, seni seviyorum'ların büyüsü bozulmadan tam da vaktinde söylenir, her şey tam da zamanında yaşanır, akışına bırakarak düşünmeden, planlamadan gelişir her şey. Kişi mutludur,heyecanlıdır ama kontrollüdür, aşk ne kadar kontrolsüzlük de olsa..
Ben bugüne kadar hep ilk anlatılan gruptan oldum, çocukluğum, sevgim,niçtenliğim, aceleciliğim ağır bastı. Oysa önceden fark etmeliydim ki insan aşık olunca kör ve savunmasız olur, fazla bir şey algılayamaz, gerçekleri fark etse bile hasır altı eder,işte bu yüzden bu tehlikeli suda yüzerken kontrolünü elinde tutman gerekir...
Gelgelelim artık akıllandım, kimbilir bugüne kadar bu konuyla ilgili kaç yazı yazdım...
Eskisi gibi değilim artık, elimde telefon sürekli mesaj çekmiyorum, her dakika aramıyorum, aranmıyorum.
Sanırım 30 yaşına gelmeden, olgunluğu çöktü üzerime, hala deli dolu ve çocuksuyum ama geçmiş tecrübelerimden aldığım dersler sonucunda, kendimi teslim etmeden,sakin ve ayaklarımı yere sağlam basarak ilerliyorum.
Aslında tam da istediğim gibi ilerliyor, bazen keşke biraz daha arasa beni diyorum ama biliyorum ki çok yoğun çalışıyor, sonra diyorum ki bu kadar başlangıçtan alışkanlığa dönüşmemek, fazla şeffaflaşmamak en iyisi...
Mesela her sabah günaydın mesajına alışırsam,olmadığında kendimi mutsuz hissediyorum ben..günde 10 kez konuşan bir çiftten farklı olalım istiyorum, çabuk tüketmeyelim istiyorum.
İşlerimiz, sosyal hayatımız, arkadaşlarımız hayatımızın hala bir kısmında duruyor, buna karşın ikimiz de birlikte yürüyoruz,bu da ayrı bi güzel...
Artık gözlerinin önüne çekilen aşk perdesini biraz aralayarak bakıyorum etrafa, midemdeki kelebekleri seviyorum ama esiri olup yemeden içmeden kesilmiyorum ve kanatlarımı takıp uçuyorum özgürce, ama sonra yeniden yere iniyorum,
Hayatın merkezine başkalarını değil kendimi koyuyorum,karşımdakini ne kadar seversem seveyim zamanı geldiğinde "hayır" demesini biliyorum...
Kimbilir belki de yeniden üzülmekten korkuyorum, alışıp da kaybetmekten,
Sahip çıkmak ve özenle işlemek, çok üzerinde durmamak, akışına bırakıp sürüklenmek istiyorum,
Güvenmek,
Çoktan unuttuğum bu duyguyu yeniden kazanmak,
Gözlerimi kapatmak ve arkamda beni tutacağını bilerek kendimi geriye doğru bırakmak ,
Unuttuğum her güzel şeyi yeniden hatırlayarak başlamak istiyorum hayatıma,
Ne de olsa güneş her gün yeniden doğuyor ve her yeni gün aslında yaşamımızın ilk gününü yaşıyoruz,
Yeniden ve yeniden...

18 yorum:

cecilia dedi ki...

o kadar doğru tespitlerde bulunmuşsunki, bir ilişki kolay kurulmuyor, emek lazım, zaman lazım, anlayış lazım, sevgi saygı lazım, sabır tabiki..:) umarım daim olur..

NiLaY dedi ki...

keske ilk kalp atislarini hissettigimiz kisilerle beraber olabilsek omrumuzun sonuna kadar tuketmeden, eritmeden.. ozaman yillar icinde yasanmis basarisiz deneyimlerle bu kadar sirtimizda kambur olmus olumsuz duygularla cikmazdik yola, incinip duran guven duygumuzu tamirle ugrasmazdik her yeni basladigimiz iliskide ve her yeni baslagicta sil bastan ayni sonla karsilasma korkusuyla yasamazdik.. keske keske :))

Ece dedi ki...

FULUUUMMMMM GÜNAYDIN:)ŞEKER KIZ KENDİ:)
YAZINA BAYILDIM MUHTEŞEM BIR YAZI İZİN VERİRİSEN ALMAK ISTIYORUM:)
VE UMARIM KI BU DEDIKLERINI SAHIDEN UYGULUYORSUNDUR,YADA BIR SURE UYGULAYIS TA GENE SU KOYUVERME...VE YENIDEN AŞIK OLMANA SEVINDIM :D
SEVGILER CANIM

Ful yaprakları dedi ki...

cecilia,
emek, zaman, anlayış, sevgi-saygı, sabır..
çok güzel özetlemişsin :)
umarm daim olur artık,
umarım hep güler yüzüm :)

Ful yaprakları dedi ki...

nilay,
keşkeleri atmalıyız hayatımızdan,
madem bugün yaşamımızın ilk günü,
pişmanlıklarımızı ve kötü deneyimlerimzi bi tarafa atalım,
dilerim bu ilişki daim olur,
hepimiz için içimizden geçen en güzel,en anlamlı ilişki gerçekleşir...:)

Ful yaprakları dedi ki...

ecem,
günaydın :))
yine pozitifliğin bulaştı bana, içten bir günaydınla:)))
tabii alabilirsin yazımı,tek ricam yazımla birlikte adımı ve yazımın linkini de mutlaka yazıya eklemen..
ben dediklerimi,yazdıklarımı hep uyguluyorum :))
ama arada her insan gibi umutsuzluğa kapıldığım oluyor, o yüzden bu umutsuzluk anını kısa atlatmaya çalışıp yeniden sarılıyorum hayata:)))

absalom dedi ki...

artık aşkı naturel içimden geldiği gibi yaşamıcam...
kendimi frenlicem...
taktikler teknikler kullanıcam.
içimden gelse bile...
zamanı gelmeden seni seviyorum bile demicem diyosun yani.

iyiymiş :))

Profösör dedi ki...

Aşk mantık tanımaz. eğer aşık olduysanız gözlerine mil çekilmiş ama gibisinizdir. Dizlerinizijn bağı çözülür. Gerçekten aşık iseniz kontrol asla elimizde değildir. "Kontrol bende" başlıklı yazıdaki "Kontrol bende" betimlemesi o kadar da kolay değildir. Sadece yoğurdu üfleyerek yeme misalidir.
Çok seviyorsanız aşıksınız demektir. Yada karşımızdaki kişinin ufak tefek kusurlcarı var ama, iyi bir insan diyorsak, onu seviyoruz demektir. Her iki halde de aradığımız kriter iki bireyin birbiri merkezli mutluluğun kodlanmasıdır. Hayatı paylaşmayav gelince insan özelde bir biiri için yaşasa da, aslında en yakın dostlarıyla ve insanlığın evrensel değerlerini bütün yaratılmışlara da yansıtacak şekilde bir hayat felsefesi olursa mutluluklarına diyecek yoktur. Bir sokak kedisine merhametle bakmak, karıncanın yürüyüşünden heyecan duymak, saksıdaki çiçeğe tebessüm etmek, süokaktki bir sümüklü çocuğa cebinden çıkardığın bir şekerleme vermek, bir yaşlının elinden tutmak gibi..

Bu tılsımın mantık dışılığından muhkem ve müzeyyen bir mantık çerçevesinde ve özelinizde kalması, ömür boyu da varlığınızla herkesin mutluluk kaynağı ve örneği olmanız için bizim de dualarımızın olduğunu hissedeceksiniz.

Ful yaprakları dedi ki...

absalom,

hayır hayır kesinlikle o kadar basit değil:))

teknikler ve taktikler yok,

sadece kontrollü gitmek var,

gaza basıp yol beni nereye götürürse dedim bugüne kadar, ama hep mutsuz oldum..
direksiyonu başkalarına bırakmak da bununla eşdeğer aslında..

artık arada frene de basarak biraz gidişi yavaşlatıyorum hepsi bu,

yoksa ben içimden gelmeyen hiç bir şeyi yapamam,hele rol dediğimiz şeyi hiç yapamam :)

içimden sakin ilerlemek geliyor, taktik değil bu, eğer taktik olursa ve planlı olursa kendimi kandırırım:)

Ful yaprakları dedi ki...

Profösör,

evet mantık tanımaz,

ama yine aşık oldum diye aynı hataları yapıp da yine ağlamak,üzülmek,keşke demek yerine daha kontrollü gidiyorum hepsi bu.

yazımın başlığı yanlış anlaşıldı sanırım:)

başlığımı soruya dönüştürdüm :)

ben, aşığım ama kontrollüyüm hızlı gitmek istemiyorum bu sefer diyorum, ama bu rol yapacağım anlamında değil tabii.

hayattaki küçük mutlulukları çok güzel özetlemişsiniz zaten,

elinize sağlık:)

stuven dedi ki...

bütünüyle güzel bir yazı ama son paragraf en önemlisi. her şey dilediğin/istediğin gibi olsun.

absalom dedi ki...

ful :))
tabi ki mutsuz olmanı istemem.
lakin kontrollü gitmek frene basmak ne demek?
açıklamışsın zaten yazında.

bir model belirliyosun.
daha önce kendim gibi davranıp üzüldüm mantığından yola çıkarak...
bu modelin doğru olduğunu kabul ediyosun.
ona uyuyosun :)))
ya da uymaya çalışıyosun.

ama sen böle değilsin ki...
"Ben bugüne kadar hep ilk anlatılan gruptan oldum"
kendin sölemişsin.
ben bişe demiyorum:))

neden o grupta oldun?
buna ben cevap vereyim;
çünkü sen bölesin.

hadi diyelim ki tükettiler insanlar birbirlerini erkenden ve bunun için tedbirler aldılar.
ne kadar sürecek tedbirler?
3 ay
5 ay
3 yıl
5 yıl
10 yıl ???


nacizane tavsiyem şudur...
kendin gibi davran içinden geldiği gibi.
frenleme.
kontrol etme.
"seni seviyorum un büyüsü" bozulacaksa erkende olsa bozulur.
geç te olsa bozulur.

"fazla şeffaflaşmamak en iyisi..."
demek...
sırlarım gizemlerim olsun sıkılmasın felan demektir türkçe meali olarak.
değil midir?
ama sen böle biri değilsin ki...
ben sölemiyorum :)

tutmazsa zaten tutmaz ful.
bunun sebebi hiçbir zaman bişeyleri kontrol etmek frenlemek gizemli olmak her bişeyin zamanını beklemek aman büyüyü bozmıyım diye çabalamak deildir.

aşk sadece aşktır.
basit bişedir.

"Kimbilir belki de yeniden üzülmekten korkuyorum..."

korkma.

Ful yaprakları dedi ki...

absalom,

kafamı çok karıştırdın ya ufffff :))))

absalom dedi ki...

:)))
karışmasın kafan.

bu kadar süslü püslü cümlenin meali şu aslında;
bırak.
bırak.
seni öyle sevsinler.
gerçekten sen olduğun zaman.

yani bu yazınla aslında şunu diyosun bana;
beni böle olduğum gibi hatalarımla baskılarımla huysuzluğumla içimden geleni sölememle sevemediler.
-ilişkiyi yürütemedim anlamındadır-
bi daha yapmıyim bunları.

yap.
yap...
seni ful yapan.
bunların toplamı değil midir zaten?
yap.

haa.
beni olduğum gibi doğallığımla kimse sevemez...
bi ilişki ben gerçek fulken yürümez diyosan.
susarım ;)

bak sustum :)))

Kaldırım çocukları dedi ki...

yahu bende birinci kategoriye giremedim asa:) ola ki kendimi frenlemem gerekmedi asla çünkü haddinden fazla gizemli ve garip olduğumu söyledi karşıma çıkan her adam... ben onların yalancısıydım gerisi zaten fasa fisoydu :) ama absalom haklı olmayacaksa o tükenen şeyler öyle bi tükeniyorki sabır taşı bile olsan belirli bir süre sonra feleğin şaşıyor :) iç karartmak için söylemiyorum valla :)

Profösör dedi ki...

Ne güzel bir yazı böyle. Paylaşımın için teşekkürler..

Başak BAŞOL dedi ki...

Ful,

Gene mi ama yaa?

Okurken kendim yazdım sandım yazıyı biran.Aynı dertten muzdaribiz.Ama o kadar hızlı tüketen bence biz değiliz.Benim gözlemim biraz farklı ;şöyle ki bu erkek denilen ırk flört evresinde neyi var neyi yoksa ortaya koyuyor.Her sabah günaydın mesajları,günde 5-10 kere bir sesini duyayımlar ,şiirler ,minik neşeli mailler ...Garibim kadın ırkı karşısındaki bu sınır tanımaz erkeği görünce tamam buldum galiba aradığım aşkı diyor ama ne çare kiii o tamam buldum dediği an herşey hızla tersine dönüyor...

O ilgi ve sevgi yumağı erkek birden ilgisiz ,sevgisini gıdım gıdım veren ,günaydın demeyi unutan bir oduna dönüşüyor...

Sonrası mı?

Ya yontmak için hayli emek yada yontulmuşunu bulabilmek için hayli emek...Yani iki türlüde ilişkilerde emekçi kadınlardır ne yazık ki...


Biraz ağır olmuş olabilir ama yazıyı okuduğumda bir oduna hayli kızgındım,o yüzden affola...

Sevgiyle Kal...

Nameless dedi ki...

bende hep ilk gruptan oldum. Sonraları farkına varınca tutmaya başladım kendimi içtenliğimin sevgimib agır basmasına manş olmaya calıstım ama sadece bir sure sonra tekrar guvendim birine ona onu sevdiğimi hissettirdim işte o zamanda kaybettim.. İkinci gruba gecme cabam bosa cıktı yani.. Biz hep boyle kalıcaz sanırım ya da kendiliğimizden 2. gruba gececeğimiz biriyle karşılasıcaz kim bilir..

EMEĞE SAYGI

Internet-Gazete-Dergi ve her türlü basılı yayın için geçerlidir : Yazılarımdan ismim ve adresim link gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir. İzinsiz emek hırsızlığı durumunda hakkımı "hukuki çerçevede" sonuna kadar arayacağıma emin olabilirsiniz.Emeğe saygı gösterdiğiniz için teşekkürler!