Fotoğrafım
Turkey
Bir zamanlar ful yaprakları adında bir çiçek kız vardı.Saçları tuhaftı.Bir tutamı domates kırmızısı,perçemleri havuç rengi,kalanlarsa ahududu şerbeti gibi kızıldı.Pembe gözlükleriyle dünyayı ve insanları koşulsuz sevmeye kararlıydı ama gerçekleri görmesi zaman almadı.Canını yakanlardan kurtulmayı denedi, doğrulup toparlandı,gözyaşlarını sildi ve aynaya baktı. Gülümseyerek kendine bir söz verdi.Çiçek kızın hayattaki serüveni her daim taptaze ve rengarenk olacaktı... İletişim : fulyapraklari@hotmail.com

değer verenler

25 Ağustos 2010 Çarşamba

"katliam"

Ne kadar da meraklıyız doğayı yakmaya, yıkmaya, tahrip etmeye...
Maksat cepler dolsun değil mi?
Yurtdışında insanlar doğal güzelliklerini daha da geliştirmek, temiz tutmak ve turizme açıp değerlendirmek için kaynak yaratıp çaba sarf ederken bizde durmak bilmeyen bir yeşil katliamı var.

Sürekli inşaa ediyoruz, binalar, santraller, köprüler, villalar,lüks siteler, gökdelenler.

Halbuki dünya bu hırs yüzünden dengesini yitirdi, artık çığlık atıyor, mevsimler değişiyor, dengeler eskisi gibi değil...ama esas sorun şu;

Bu çığlığı duyan var mı?

3.köprü inşaatı sırasında olacağı gibi ya da geçmişte acaristanbul için katledilen 1 milyon ağaçta olduğu gibi, sizce birilerinin sesi çıkacak mı?Dur diyen olacak mı?

Yaşamak için oksijene ihtiyacımız var diyenler olacak mı?

Ya da onları dinleyecek kimse olacak mı?

Plansız yapılaşmanın en hızlı yayıldığı ülke olma yolunda başarıyla ilerliyoruz!

Ağaç gölgesinde serinlemek, ciğerlerimi temiz havayla doldurmak ve yaşadığımın farkına varmak istiyorum, oysa ben tüm bu betonun ve ondan daha sert bir zihniyetin içinde sıkışıp kaldım...
Haftasonu kilometrelerce yol gidip yeşillik görüyoruz..yakında ondan da mahrum kalırız, uyumaya devam...ninni...

ntvmsnbc'nin haberini paylaşıyorum :

Türkiye'nin saklı cenneti olarak gösterilen Artvin'in Arhavi ilçesindeki Kamilet Vadisi’nin tüm güzelliği yapılması planalan 4 Hidro Elektrik Santralle birlikte yok olabilir.

Artvin'deki Kamilet Vadisi, Hidro Elektrik Santralleri'nin tehditi altında bulunuyor.

ARTVİN - Artvin Çoruh Üniversitesi (AÇÜ) Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, Arhavi ilçesindeki Kamilet Vadisi'nin Karadeniz bölgesinin sahip olduğu tarihi ve doğal zenginlikleri bünyesinde barındırdığını ve henüz çok az kişi tarafından keşfedildiğini söyledi.

Kamilet Vadisi'nin Türkiye'de saklı kalmış bir cennet olduğunu belirten Kurdoğlu, ''Kamilet Vadisi farklı topoğrafyası, el değmemiş yaşlı ormanları, bitki çeşitliliği, su kalitesi, yaban hayatı, tarihi köprüleri ve doğa harikası Mençuna Şelalesi'yle Türkiye'nin saklı kalmış bir cennetidir'' dedi.

Kamilet Vadisi'nin farklı jeomorfolojik oluşumlara ev sahipliği yaptığını kaydeden Kurdoğlu, ''Vadide yaptığımız araştırmalarda 3 bin 400 metrelerden başlayan buzul topoğrafyası, 2 bin metrelerden itibaren çok hareketli bir akarsu aşınım topoğrafyasına dönüşmekte, bu değişimin sonucunda Kamilet Vadisi'nde çok hareketli, sarp ve ulaşılmaz bir topoğrafya ortaya çıkmaktadır'' dedi.

Türkiye'nin ekolojik özellikleri en iyi korunan alanlarından birinin Kamilet Vadisi olduğunu açıklayan Kurdoğlu, şunları ifade etti:

''Kamilet Vadisi'nin sarp topoğrafyası nedeniyle önemli bir bölümünde yol ağı bulunmuyor. Tamamen el değmemiş bu coğrafyada Doğu Karadeniz kuzey kesimi florasının önemli bir bölümü bulunmakta. Alan aynı zamanda Kafkasya ekolojik bölgesinin en bozulmamış doğal yaşlı ormanlarına sahip ve 300 yaşına ulaşan ağaçlar mevcut. Ekolojik özellikleri en iyi korunan ve temsil edilen bu alan, koruma değeri yüksek ormanlar sınıfında değerlendiriliyor. Vadide devam eden araştırmalarımızda tespit ettiğimiz tür sayısı bini geçecek. Vadideki bu saklı doğa Doğu Karadeniz'de bulunan karaca, çengel boynuzlu yaban keçisi, ayı, domuz, kurt ve tilki gibi büyük memeli hayvanlara da bir anlamda korunak oluşturuyor.''

Türkiye'nin çok az bilinen ve en kaliteli balının Kamilet Vadisi'nde üretildiğini vurgulayan Kurdoğlu, ''Türkiye'nin el değmemiş bu coğrafyasında çok az kişi tarafından bilinen Kamilet ve Şahinkaya kara kovan balı üretiliyor'' dedi.

DOĞA HARİKASI MENÇUNA ŞELALESİ

Vadide 3 bin 400 metrelerde buzul jeomorfolojisinin en güzel örnekleri olan çok sayıda buzul gölü ve buzul vadisinin bulunduğunu anlatan Kurdoğlu, ''Vadideki bir başka zenginlik ise çok sayıda kaskatlı şelale ve özellikle de Mençuna Şelalesi. Son 5 yıla kadar neredeyse hiç bilinmeyen Mençuna Şelalesi yıl boyu yoğun su akışıyla Türkiye'nin en yüksek basamaklı şelalelerinden birisi. Şelaleye doğa içerisinde yaklaşık 30 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılırken, şelale büyüleyici bir güzelliğe sahip'' dedi. Zirvelerdeki az sayıdaki yayla yerleşimleri dışında vadi içinde hiçbir yerleşimin bulunmamasının doğrudan su kalitesine yansıdığını ifade eden Kurdoğlu, bol oksijenli suların dere alabalığı için en iyi yaşam alanlarından birini oluşturduğunu kaydetti.

Kamilet Vadisi'ne son yıllarda doğa severlerin ilgisinin arttığını açıklayan Kurdoğlu, ''Vadi içerisindeki 18'inci yüzyılda Osmanlılar zamanında yapılan 2 kemer köprü ve Mençuna Şelalesi yakınında 2 adet mesire alanı açıldı. Turizm vadide her geçen yıl gelişirken, şelalenin son bir yıldaki ziyaretçi sayısı 10 bini geçti'' diye konuştu.

'VADİDE 4 HES PLANLANIYOR'

Doğa tutkunlarının Türkiye'nin bu saklı hazinesini henüz yeni keşfetmesine karşılık, vadinin HES'lerle tahrip olacağını belirten Kurdoğlu, şöyle devam etti:

''Böylesine önemli ve hassas bir ekosisteme sahip olan Kamilet Vadisi'ni daha insanımız tanımadan HES'ciler vadiye gözünü dikmiş durumda. Vadi içerisinde 4 adet hidroelektrik santrali (HES) yapılması planlanmakta. Çok yakın bir zamanda HES'lerden bir tanesi için de süreç başlayacak. Vadinin sahibi Arhavi'de tüm halk, iktidar ve muhalefetteki siyasi partilerin temsilcileri HES'lere karşı. Kamilet Vadisi'nde yapılacak HES'ler Türkiye'nin saklı cennetini tarumar edecek, insanlığın en değerli miraslarından biri olan ekosistem yok olacak.

Öte yandan burada yapılacak HES'leri engellemek için vadinin doğal sit alanı ilan edilmesi için başvuru yapıldı. Arhavi'liler bir anca önce sit ilanının gerçekleşerek alanın koruma altına alınmasını bekliyorlar.''

Kurdoğlu, vadinin gerekli önlemler alınmaması halinde geç farkettikleri vadiyi çabuk kaybedeceklerini sözlerine ekledi.


8 yorum:

Can dedi ki...

artvin arhaviliyim, malesef bizler, karadenizliler karadeniz sahil yolunu durduramayıp sahillerimizin yok olmasını izledik.. Oysa imzada toplamış, mahkemeyede başvurmus iki kere durdurma kararı almıştık, dönemin cumhurbaşkanı sezere de mektuplar atmıştık.. ama iktidara yenildik.. ve şimdide vadilerimizi koruyamıyoruz.. dogu karadenızde bı cok vadı yok olma tehlıkesıyle karsı karsıya.. ugrasıyoruz ama umutsuzuz..:(

UykusuZ dedi ki...

Nihat Genç " isyanı olmayan , kavgası olmayan ,insandan insan olabilir mi " der.
Tukaka edilen 12 Eylül 1980 darbesiyle başlamıştır herşey, Amerikan planları tıkır tıkır işlemiş, halk hızla kapitalistleştirilerek cahilleşmiş, isyanı olan solcular ve sol oluşumlar devletin her kademesinde yok edilmiş, amerikan uşağı, kendine müslüman , hırsız, cahil ve kustah bir hukumet getirilmiştir..
Mert Karadeniz insanını buna örnek verir Nihat Genç, Can'ın dediği gibi engel olamamıştır 16. yy zihniyeti sahil yoluna, çünkü yeterli tepkiyle karşı koymamış, karşı çıkmamıştır. Oysa Ruslar taaa yıllar öncesinden yolları denize paralel dağların arkasına yapmış, sonra il ve ilçelere direk yollar çekmiştir :)

Ern dedi ki...

tipik Türkiye gerçeği bütün bunlar, üzücü fazlasıyla ama daha çok sinir bozucu elden birşey gelmediği için! :@

stuven dedi ki...

umarım bu sefer olmaz. umarım sesler duyulur...

Kirpikteki Gözyaşı dedi ki...

Ülkemizde ne zaman birşeyler düzelecek? Doğru gidecek? Hep rant! Ne gelecek, ne çocuklar hiçbirşey umurlarında değil! Bizim mantalitemizde bir sorun var!!! Umarım sit alanı olur bir an evvel bu alanlar!...

Sokak Kedisi dedi ki...

Geçen ay yaptığımız Karadeniz turunda pek çok insanla konuşup HES'ler konusunda ne kadar mutsuz ve endişeli olduklarını gördük. Sorun seslerini duyuramıyor olmaları değil aslında, sesleri çıkmasına çıkıyor ama umursayan yok ki! İktidarın dediği oluyor sadece... Karşısına geçenin de vay haline...

Buna rağmen HES'e HAYIR! elbette...

neşe dedi ki...

Yine hiçbirşey olmayacak.Sadece Artvinlileri değil bütün Türkiyenin sahip çıması lazım Artvine...Sosyal sorumluluğumuzun olması lazım.Adam sendecilikle bugünlere geldik...
Dün bir program izlemiştim tv'de,konuk olan bey diyordu ki;
"İnsan vücudundaki moleküllerle topraktaki moleküller % 98 benzerlik gösteriyor.O halde biz kendimizi doğaya ait hisetmeliyiz.Hissedemiyorsak sorunun sorumluluk kısmı yok demektir." Ne acı.......

Ful yaprakları dedi ki...

arkadaşlar;

umarım çabalar bir şekilde sonuç verir ve bu sefer durumdan umutsuz olan bizler şaşkınlıkla "vay be!,bu kez yeşile,geleceğe sahip çıkıldı" deriz...

açık konuşayım içimde bununla ilgili en ufak bir umut ışığı dahi yok ama belki de demekten de kendini alamıyor insan.

imza kampanyalarınız, çabalarınız, şikayetleriniz,dilekçeleriniz "insaflı,duyarlı ve vicdanlı" insanların ellerine ulaşır umarım..

çocuklarının geleceğini düşünen, nefes alabilmemizi sağlayacak oksijen kaynaklarını kurutanlara karşı çıkan insanlar yüksek mertebelere gelir ve sorunlarımızı dinleyip çözüm bulur inşallah..

inşallahla maşallahla dolu bir yorum oldu farkındayım ama o klişeyi de istemeyerek kullanmak zorundayım : burası Türkiye...

EMEĞE SAYGI

Internet-Gazete-Dergi ve her türlü basılı yayın için geçerlidir : Yazılarımdan ismim ve adresim link gösterilmek suretiyle alıntı yapılabilir. İzinsiz emek hırsızlığı durumunda hakkımı "hukuki çerçevede" sonuna kadar arayacağıma emin olabilirsiniz.Emeğe saygı gösterdiğiniz için teşekkürler!