"AKP’li Erzurum Belediyesi, ağaçları hem Lala Paşa Camii’nin görüntüsünü engellediği hem de kuruduğu için kestiklerini açıkladı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi, Lala Paşa Camii’nin çevresindeki 11 çam, huş ve kestane ağacını kuruduğu gerekçesiyle bir gecede kökünden kesti. Cumhuriyet Caddesi’ndeki 50 yıllık ağaçları kesen AKP’li belediye, bunların yerine ışıklandırılmış metal ağaçlar dikti."
Tarih: 15.07.2009 (yapi.com.tr)
"İstanbul’da yapılması planlanan 3. köprüye karşı çıkan İstanbullular “3. rant köprüsüne izin vermeyeceğiz” diyor. 18 Temmuz’da Sarıyer’de bur araya gelecek olan grup, tüm İstanbul halkını yaşamı savunmak ve bu cinayete ortak olmamak için Sarıyer’e çağırıyor.
Grubun çağrı metni şöyle:
“3.Köprü bir cinayettir, çünkü 3. köprü demek;
• Şimdiden bağlantı yollarının yapımı ile yok olmaya başlayan kuzey ormanlarımızı tamamen kaybetmemiz demektir.
• Yaşamımızın kaynağı olan suyun, su havzalarımızın yok olması demektir.
• Onbinlerce İstanbullunun evsiz kalması, barınma hakkımızın gasp edilmesi demektir.
• Kent içi trafiğin çözümü değil, trafik çilesinin daha da artması demektir.
• Bağlantı yolları üzerinde projeleri hazırlanmış şekilde bekleyen çok sayıda büyük alışveriş merkezinin yapımı ile, özellikle Beykoz ve Sarıyer'deki esnaflarımızın dükkanlarına kilit vurması demektir.
•Kirlilik, gürültü ve kargaşa demektir."
Ağaçlarımız kesiliyor, toprağımıza evler,bloklar,binalar,köprüler dikiliyor,yeni yeni yollar açılıyor, ormanlar yakılıyor,dağlar tepeler villa doluyor...
Yağmurumuz azalıyor, kar yağışı duruyor, yer altı suyu kaynaklarımız kuruyor,
Sivil toplum örgütleri, vatandaşlar, bilim adamları, öğretim görevlileri bağırıyor,
Ağaçlarımızı kesmeyelim, yeni ormanlar oluşturalım, toprağımızı kaybetmemek için çaba sarf edelim diye,
Kulaklar sağır, gözler kör, kimse bizi umursuyor mu?
Onca mal,mülk,para,yatlar,katlar,jipler,evler...
Gün gelir tek bir damla için tüm servetinizi vermeye hazır olsanız dahi elinizden bir şey gelmez.
Sesimizi duyan, geleceğimizi ciğerlerimizin oksijenini bize geri getirecek kimse var mı?
Ciğerlerimizi dolduracak temiz hava ve oksijen istiyoruz, kendimiz için, çocuklarımız için, sevdiklerimiz için,
Yarım asırlık bir ağacın gölgesini,serinliğini,oksijenini parayla satın alabilir misiniz?
Bir kızılderili atasözü çok güzel özetliyor bu durumu ;
"Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda,son balık öldüğünde;beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak."
Çok geç olmadan,
TEMA
ÇEKÜL
DOĞA SAVAŞÇILARI






Mis kokan zeytin ağaçlarının gölgesinde oturdu, nar ağaçlarında açan nar çiçeklerinin fotoğraflarını çekti,sahil kıyısında dolaşan kedileri sevdi, balıkçı teknelerinin isimlerini ezberledi, taş kahvede oturup uzun uzun ufku seyretti.
Ardında olup bitenleri umursamadı, içinde olanları sorgulamadı, ne geçmiş ne de gelecek dedi, olması gereken "o" andı...İç geçirdi, dua etti, seyretti. Sağlık problemleri biraz olsun hafifledi, tam anlamıyla geçtiği gün gelecek diye keyiflendi, lunaparka gitti çocuklar gibi eğlendi, yeni yeni gelişen yükseklik korkusunun farkına vardı gözlerini sımsıkı kapayıp inadına devam etti!
Sahilde deniz kabukları topladı,ne kadar soğuk da olsa bu sene deniz umursamadı,kıyıdan bakmadı içine daldı...denizin içine kendini bıraktı, hiç bir şeyi duymadı o an,ya da görmedi..Güneşin kollarında dans etti, teni renk değiştirdi, pek de yakıştı hani, daha da güzelleşti. Mavi ojelerini sürdü, rangarenk elbiselerini giydi,güneş kırmızı saçlarına vurdukça keyiflendi...
Zeytinyağlı kekiğe ekmek banıp kahvaltı etti, ametist taşının yaydığı huzura erişti, karşı kıyıdan gelen türkü sesleriyle neşelendi,şeftaliyi dalından yedi, domatesin kokusuna hayran kaldı, bol bol ıhlamurt,adaçayı,kekik ve nane aldı. Geceleri tezgahlarda sergilenenlere bayıldı, el işlerine hayran kaldı, bol bol kitap ve kolyeyle doldurdu çantasını...
Taş evlerin olduğu dar sokaklarda gezdi, yeni yerler keşfetti, sakızlı dondurma yedi, begonvillerin önünde fotoğraflar çektirdi, şeytan tepesine gidip orada yapılan evleri,siteleri gördü üzüldü,içi acıdı, güzelim ağaçları yerinde göremeyince canı yandı.
Merkez'e, Sarımsaklı'ya,Cunda'ya, Badavut koyuna gitti, ormanla denizin birleştiği uçsuz bucaksız sahili izledi saatlerce.






















