Sanıyor musunuz ki mutluyum? Henüz mutlu değilim,mutluluğun bir amaç değil araç olduğunu fark edeli epey zaman geçtiğinden beri kendimi kaptırmıyorum bir şeylere...Dün moralim sıfırın altındaydı mesela.
Moralsizliğimin yanında cumartesi günü dolmuşta beyin noksanlığından tüm pencereleri açan bir kaç salak yüzünden, sırtıma yediğim şiddetli rüzgarın acısı da vardı bende.
Tekrarlayan bir takım sağlık sorunları, ruhsal anlamda beni yoran bazı insanlar...
Düşündükçe battığımı hissedip dur ful!yapma böyle dedim.
Ruhen ve bedenen kendimi toparlamaya, anksiyetemi yenmeye çalıştım kendimce, biraz iyi olur gibi oldum,sonra biraz daha iyi, pencereyi açtım, güneşe karşı oturdum, bir yandan da kulaklığım kulağımda..en huzurlu melodileri dinleyerek gözlerimi kapadım, hayaller kurdum, "raindrops keep falling on my head" şarkısının eşliğinde kendimi her şeyin iyi olacağına inandırdığım minik bir mola verdim sıkıntılarıma.
Güneşin enerjisini bedenimde hissettim, o enerjinin beni gülümsetmesine izin verdim.Ardından Erdem Yener'in "Belki"si ruhumu okşadı,"belki bir gün" dedim..sonra Coldplay'den "in my place" beni deşarj etti,"how long must you pay for him" derken Chris Martin'le birlikte söylüyormuşcasına içtenlikle katıldım şarkıya.
Ardından bir de baktım güneş beni iyiden iyiye ısıttı,rüzgar hafiften kendime getirdi..Tamam dedim şimdilik bu kadar mola yeter..
Böylesi bir 15-20 dakika geçirdim..ve gözlerimi az önceki odaya açtım..Aynı oda,aynı sorunlar,aynı gün,ama bir parça olsun daha farklı bir ben.Sonrası? Tabii ki daha iyiydim. Pencereyi açmayıp kendimi pikenin içine ve yatağa hapsetseydim, elime televizyonun kumandasını alsaydım o zaman daha iyi olamazdım.
Ruhuma yazık dedim, bedenime yazık,kendine iyi gelen bir şeyler yapmalısın ful!
Üniversitede bir arkadaşım vardı, demişti ki bana "moralim bozuk olduğunda asla depresif bir müzik açıp kendime,olaylara ağlamam,öyle bir köşeye sinip kendime acımam. Açarım müziği, en sevdiğim en ritmik şarkıyı dinlerim,dans ederim, kafamı dağıtırım, önce canım istemez ama sonrasında bir de bakarım ki neşelenmişim."
İşte bunu o zamandan beri aklımdan çıkarmadım hiç,önceleri çok saçma gelirdi bana,ama uygulayınca gördüm ki gerçekten işe yarıyor, biz millet olarak kendimize acı çektirmekten zaten zevk alıyoruz. Bir ayrılık sonrası duman grubunun sezen aksu cover'ı "her şeyi yak"ı dinleyerek yerlerde sürünmektense, Ajda Pekkan'a "seveceğim, gezeceğim,görürsün sana neler edeceğim'şeklinde eşlik etmek daha akıl karı sanırım :)
Ya da kızları arayıp içelim, ağlayalım, erkeklerin köküne kibrit suyu!!Allah da beni kahretsin hep aynı şeyi yapıyorum demek yerine, içelim ama sağlığa içelim, güzel günlere içelim,yeni başlangıçlara içelim demiyoruz?
Bunalımın da bir haddi var ama dimi?
Televizyon karşısında vakit öldürmek yerine kitabmı aldım elime, sorunlarım geçmedi tamam, ama moralim düzeldi bir parça ve daha iyi hissettim.
Sanki bir filmde kendimi izliyormuşum gibi bakmaya çalıştım kendime, olayların derinine girmeden yüzeysel olarak üzerinden geçtim.
Bir haftasonu da böylece geçti gitti,
Yepyeni bir başlangıç yapıyoruz bu Pazartesiyle birlite,
Rutinden uzak, sağlık dolu bir hafta olsun,
Yüzümüz gülsün,
İyi haftalar!




















